Tükürük Bezi Tümörü

Tükürük Bezi Tümörleri - Prof. Dr. Haluk Özkarakaş

Tükürük Bezlerimiz - Prof. Dr. Haluk Özkarakaş

Tükürük Bezi Tümörü - Prof. Dr. Haluk Özkarakaş

Ameliyat ile çıkartılmış parotis tükürük bezi tümörü

Tükürük bezi tümörü, baş boyun bölgesinin yüzeye yakınlığı nedeni ile çabuk bulunabilen, tanısı erken dönemlerde konabilen tümörler arasındadır. Özellikle radyolojik tanı yöntemleri; kolay ulaşılabilir olamaları nedeni ile ince veya kalın iğne aspirasyon biyopsisi yöntemleri ile de kombine edildiğinde, hemen daima operasyon öncesinde, türü, yayılımı hakkında önemli fikir sahibi olunabilmektedir.

Her dokunun olabileceği gibi, iyi ve kötü huylu tümörleri mevcuttur. Tükürük bezlerini Majör (Yanakta kulak önünde bulunan Parotis, Çene altı ve dil altı tükürük bezleri), ve minör (ağız, yumuşak damak, yutak, burun mukozası altında yer alan tüm salgı bezleri bu guruba girer) iki guruba ayırmaktayız.

Tükürük bezi tümörlerinin önemli bir kısmının Parotis kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz. Parotiste görülen tümörlerin de büyük çoğunluğu benign (iyi huylu) karakterlidir. Daha az oranda çene altı, dilaltı ve diğer minör tükürük bezlerinden tümörler kaynaklandığını görmekteyiz. Parotiste belirlenen tümörlerin malign (kötü huylu) olanları azınlıktayken, submandibuler bez (çene altı tükürük bezi) ve özellikle de minör tükürük bezlerinde görülen tümöral gelişimlerin malignite (kötü karakterli olma) oranları yüksektir.

Her gün aynaya baktığımıza göre; traş olurken, makyaj yaparken kulak önünde, çene köşesinde, çene altında karşı tarafa göre asimetrik bir görünüm  dikkat çekici olabilir. Bunun elle palpe edilmesi (sıkıştırmamaya dikkat edilerek) ile ağrısız, karşı taraftaki simetrik alan palpasyonuna göre daha sert kıvamda olan şişlik doktora başvurmayı gerektirir. Bu şişliğin yıllar içinde yavaş gelişimli olması çoğunlukla özellikle Parotis bezi için iyi huylu bir tümör anlamına gelebilecekken, hangi bezde olursa olsun kısa sürede artmakta olan, yine ağrısız şişlik hemen daima malign karakterli olduğunu düşündürecektir.

Yerleşim Yerleri

Yerleşim yeri açısından tekrar edecek olursak; ağız, veya dudak  mukozası altında (zaten küçük bezlerdir) büyüme fark edilmesi zaman kaybetmeden hekime başvurma nedeni olmalıdır. Çünkü minör tükürük bezlerindeki büyümelerde (çok düzgün yüzeyli kistleri hariç) malignite ön planda düşünülür.

Bazı benign tümörler çift taraflı da görülebilirler. Özellikle erkeklerde görülen Warthin tümörü muayenede karşı tarafta ele gelmese de radyolojik tanı ile değerlendirildiğinde çoğunluka çift taraflı görülür. Malign (primer tükürük bezi tümörleri için) tümörlerde çift taraflı olma eğilimi istisnaidir.  Ancak;  her iki tarafta birden, tükürük bezlerinde devamlılık arzeden, ağrısız şişlikler de mutlaka  önemsenmelidir.

Lenfoma gibi önemli kan hastalıklarına bağlı olabileceği gibi, erken dönemde Sjögren sendromu olarak adlandırılan hastalıkta olduğu gibi gözde, ağızda, burunda kuruma (ve tükürük bezlerinde şişme) yapan hastalıklarda da zaman içinde lenfoma dönüşümü olabilir.

Tedavi

Prof. Dr. Haluk Özkarakaş

Konumuz tümör olunca tedavi yaklaşımı (hastanın genel durumunun operasyona elverişli olmaması durumu dışında) daima cerrahi yaklaşımla tümörün bulunduğu tükürük bezinin (parotis bezinde kısmi-yüzeyel  çıkarma yapılabilir) çıkartılmasıdır. Hangi bez çıkartılmış olursa olsun arkasından ağız kuruması şeklinde bir komplikasyon akla gelmemelidir. Var olan diğer birçok bez yeterli tükürük salgısı sağlama kapasitesindedir.

Özellikle parotiste görülen tümörlerde ister benign, ister malign olsun tam iyileşme, veya minör komplikasyonlarla iyileşme başarısı yüksektir. Çene altı, dil altı ve diğer küçük (minör) tükürük bezlerinde malign tümör görülme oranı benign tümör görülme oranında göre daha yüksek olup bezin tamamı çıkartılmak durumundadır. Boyunda lenf bezi metastazı belilenmesi durumunda genişletici operasyon olarak boyun disseksiyonu da eklenmesi gerekebilir. Benign tümörlerde bezin tamamının ( parotiste, yüzeyel lob tümörlerinde sadece yüzeyel lob alınması yeterli olabilir çıkartılması hemen daima tedavinin tamamlanması ile sonuçlanır. Malign tümörlerde bez çıkartıldıktan sonra yayılımın durumuna göre kemoterapi, radyoterapi  tekil veya kombinasyonlarının da uygulanması gerekli olabilir.

Tükürük bezi (özellikle de parotis) ameliyatlarından sonra yukarıda da belirttğim gibi tükürük eksikliği oluşmaz. Ancak parotis dokusunun içinde adeta onu iki ayrı parçaya ayırır gibi yüz motor aktivitesini (yüz hareketlerini) sağlamakta olan sinir geçmektedir. Bu sinir Parotis dokusu içinde bir düzlemde yayılmış dallar olarak yüz kaslarına uzanır. Zaten ameliyatının ana özelliği de bu dalların ameliyat sırasında belirlenerek korunması, parotis veya tümör dokusunun da bu sinir dokusuna uyularak çıkartılmasından ibarettir. Benign tümörler hiçbir zaman sinirin kandisini tutup felç yapmaz, sinir dokusu içine girmez, yani siniri tutmadığından ayırmak mümkün olur. Ancak kötü huylu (malign) tümörler siniri tutma eğiliminde olduklarından hasta ilk geldiğinde de yüz felci ile başvurmuş olabilir, operasyon sırasında sinirin tümöre yapışık olduğu görüldüğünde sinir dokusu ile beraber tümörün çıkartılması da gerekli olabilir. Bu durum yüz felci ile sonuçlanır. Böyle bir fonksiyonel/kozmetik defekt oluşması durumunda da sinir onarımı, kas transferleri veya başka rehabilitasyon yöntemleri ile yüz  hareketleri sağlanmaya çalışılır. Ancak tümör tedavisi ön planda olacağı için bu yöntemler ilk ameliyatla aynı seansta veya sonraki dönemlerde de uygulanabilir.

Parotidektomilerden sonra Frey sendromu dediğimiz bir durum da operasyon sonrasında görülebilir. Bu durum, yemek yeme sırasında adeta tükürük salgısı oluşturuyormuşcasına ameliyatlı tarafta, yüz cildinde terleme şeklinde belirir. Açıkta kalan parotis bezi salgı yaptırıcı sinir uçlarının cildin ter bezlerini uyarması nedeniyle ortaya çıkar.

Çene altı tükürük bezi ameliyatlarında da; sadece çene-alt dudak bir yarımına giden sinir hemen yakın komşulukta olması nedeni ile geçici zarar görebilirse de çoğunlukla zamanla fonksiyonu yerine gelecektir. Nadiren malign çene altı tükürük bezi tümörü dil altı sinirine yapışma gösterebilir bu durumda da bu sinirin çıkartılan dokuya katılması gereklidir. Aynı tarfta  dilde tad almada azalma ve uyuşukluk hissi oluşur.

Minör tükürük bezlerinde; çok küçük de olsalar (kanallarının tıkanması sonucu oluşan içi tükürükle dolu kistleri hariç) tümörlerini önemseriz, mutlaka patolojik inceleme için çıkartılmasını isteriz. Bu bezlerde malign tümör insidansı iyi huylu tümör insidansından daha fazla olması nedeni ile izlemek doğru bulunmaz. Zaten yüzeye çok yakın olmaları nedeni ile ameliyatları da hemen daima fazla travmatik değildir. En sık görülmekte olan malign tümörü de Adenoid kistik kanser dediğimiz tehlikeli bir türdür. Bu tümör küçük hacimdeyken çıkartılsa bile sinir kılıfını veya tüpünü takip etmekte olduğundan görüldüğü yerden çok daha uzağa hendisini belli etmeden ilerlemiş olabilir. Bu nedenle çıkartıldıktan sonra uzun yıllar takibi gerekir. Her zaman olduğu gibi bu tip tümörlerde de nekadar erken tedavi yapıldı ise başarı oranı o denli yüksek, hatta tama yakın olabilmektedir.